Aslında Müstakiller döneminde yapılan ilkleri sadece heykel sanatçılarımızla sınırlandırmak son derece yanlış olur.Öncelikle Cumhuriyet döneminin ilk sanatçı topluluğudur bunun yanı sıra sanatçının ekonomik özgürlüğünü savunan ilk sanat birliğidir de...
Günümüzde hala sanatçıların en büyük sorunlarından biri olan sanatçının maddi kaygısını dile getirerek bu konuda çalışmalarda bulunmuşlardır.*(2)Ressamın geçinmek için başka işler yapmasının Türk resim sanatının gelişmesini engelleyeceğini ısrarla savunmuşlardır.’
Bu ressamlarımız resim sanatını halka sevdirmek için büyük ölçüde çaba sarf etmişlerdir;bütün zorluklara rağmen sergilerini değişik illerde sergilemişler, sergi salonlarının ücretli olmasına karşı çıkmışlardır.Osmanlı İmparatorluğunun henüz yıkıldığı, genç Cumhuriyetin göğüslenmesi gereken bir yığın sorununu içinde barındıran bir dönemde kurulan Müstakiller Birliğinin bu yenilikçi atılımları gerçekten
takdire değerdir.*(3)’Amaçları resim ve heykel sanatının da geleneksel el sanatları gibi benimsenmesini kolaylaştırmaktır.’Müstakiller Ressamlar Birliği’nin belki de en çarpıcı tarafı ressamların ortak özelliklerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Hemen hemen hepsi değişik akımların etkisi altında çalışmışlardır. Yurt dışında bulundukları dönemde Ekspresyonizm Realizm, Konstrüktüvizm, Kübizm gibi bir çok üslubun etkisi altında çalışmalar yapmışlardır,yurda döndükten sonra alışageldikleri bu üs
luplar çerçevesinde çalışmalarına devam etmişlerdir.*(4)’Hatta açtıkları ilk sergilerde kendi ülkemizin görüntüleri ve konular yerine Paris ve Münih peyzajları ve konularının resimlerinde daha çok yer aldığı görülmüştür.’Yine de bu ressamlarımızın hemen hepsinin renkçi kaygılardan çok resimlerinde, desen sağlamlığına ve çizgiye önem verdiklerini ilk bakışta fark edebiliyoruz. Ancak kanımca, Müstakillerin renkten çok desene önem vermelerinin sebebi , o dönemde ressamlarımızı etkisi altında bırakan akımların ortak özelliğinin de renkten çok desen ve çizgiyi temel alan akımlar olmasından kaynaklanmaktadır.Müstakil Ressamlar Birliği çatısı altında toplanan sanatçılarımızı yapmış oldukları bir tablo üzerinde tartışarak yakından tanımamızın daha uygun olacağını düşünüyorum:
(Resim 195)
Cevat Dereli’ye ait ‘Balık Tutan’isimli
yağlıboya tablosu Kübizmin etkisindedir. Bu tabloya bakar bakmaz bende yaptığı ilk
çağrışım Picasso’nun “Avignon’lu Kızlar’ı”...Ortada elinde ağıyla
balık tutan bir erkek figür var, tablonun sağ alt köşesinde kara bir kedi, sol üst
köşesinde ise beyaz bir martı resmedilmiş, Kübist anlayışın aksine Sembolik bir
hikayeciliği sezinleyebiliyoruz.Oysa Kübizmde konudan önce biçim gelir. Yine de
kübizmin de betimlemeyi tamamen kaldırmak yerine yeniden düzenlemeyi amaçladığını
biliyoruz.Tabloda koyu lekelerle açık değerlerin dengelenmeye çalışıldığını
görüyoruz.Sanatçı renk kompozisyonu içersinde siyah ve beyaz dahil nötr renklerden
oldukça yaralanmıştır,bu nötr renkleri diğer renklerin arasında kullanmak suretiyle
tablonun genelinde hafif ve yumuşak bir etki yaratılmıştır. Hemen hemen siyah ve
(Resim 196)
Refik Epikman’a ait ‘Bar’ isimli tablosu da
kübist tarzda yapılmış bir denemedir.Genelde koyu değerlerin hakim olduğu tabloda
dans eden figürlerin resmedildiğini görüyoruz. Tablodaki figürlerin tablonun
dışına taştığını görüyoruz.Bu da seyircide mekanın resmedilmemiş yerlerinin
varlığını hissetmesini sağlıyor.Solda duran figürün kıyafeti için kullanılan
kırmızı renk seyircide yaratacağı
(Resim 197)
Cevat Dereli’y
(Resim 198)
Şeref Akdik’ in ‘Ayna Önünde Köpekli Kadın’
isimli tablosu Realizmin etkisi altındadır.Bu tabloda Şeref Akdik’in tamamıyla
gerçeğe bağlı kaldığını görüyoruz.Hatta ressamın tamamıyla var olanı tekrar
etme kaygısı taşıdığını söyleyebiliyoruz. Tabloda yorumdan,deformeden,kısacası
sanatçının kendi kimliğini gösterme çabasından kaçındığını görüyoruz.Mavi
ve kırmızının kontrastı ve ön plandaki köpek figüründe kullanılan açık
değerle tablonun renk bütünlüğü sağ
(Resim 199)
Ali Avni Çelebi’nin ‘Yaralı Asker’ tablosundan
da anlayabileceğimiz gibi Müstakiller arasında tamamıyla farklı bir üsluba sahip
olan bir sanatçımızdır.Resmin kompozisyonunun büyük bir bölümünü ön planda yer
alan iki asker figürü kaplamaktadır.Bu tablo Kübist etkilerden çok Ekspresyonist
etkiler altındadır.Konu ve kullanılan üslubun uyum sağladığını
düşünüyorum.Nitekim savaştan yeni çıkmış bir ülkenin sanatında ekspressif
arayışların
Bu sanatçımız Münih’te Hans Hofmann’ın atölyesinde çalışmıştır.
(Resim 200)
‘Maskeli Balo’ isimli tablosunda daha farklı bir
üslup kullandığını görüyoruz.Bu tablosunda Kübizme daha yakın bir etki
vardır.Figürlerde sağlamlık ,resmin kompozisyonundaki uyum ressamın verimli
döneminde yaptığı bu resmin başarısının göstergesidir.Aynı zamanda çarpıcı
renklerle bir arada kullandığı ölgün renkler arasındaki uyumu da başarıyla
sağlamıştır.
(Resim 201)
Aynı ressamın ‘Vitrin’ isimli resmi
Hofmann’ın atölyesinde aldığı eğitimin temeli üzerine kurulmuş deneyimlerini
yansıtır.Yani *(5) ‘Doğal nesneler ilk olarak geometrik bir kalıp
içine alınacak,çizgisel bir şemaya vurulup,hava içinde kapladığı yeri,kitle
ağırlığıyla saptanacaktı.’Bu resimde figürlerin ve nesnelerin şematik parçalara
ayrılmış
(Resim 202)
‘Kediler ve Sincap’ isimli tablosunda renklerin
kullanılışı yönünden sanatçı yine Ekspresyonizmin etkisi altındadır. Fırça
vuruşlarındaki sertlik,canlı renklerin seçimi de bunun göstergesidir.
(Resim 203)
‘Kuşbaz’ isimli tablosunda ise saf renklere
yönelişi Ekspresyonizmden Fovizme doğru bir göndermede bulunmaktadır. Büyük
alanlarda kullanılan kırmızı,mavi ve yeşilin kontrastı bize Ali Avni Çelebi’nin
paletinden bu renkleri hiç eksik etmediğine dair bir ipucu veriyor. Bu tabl
(Resim 204)
Zeki Ko
.Bu tabloda neredeyse mono kromatik diyebileceğimiz bir armoni kullanılmıştır.Nüans renklerden sarı ve mavimtırak yeşilin orta, koyu ve açık değerlerde tonlarının kullanılarak bu renklerin armonisine gidilmiştir.
(Resim 205)
Aynı sanatçıya ait olan ‘Çıplak’ isimli bu
tabloda yine sanatçının desene verdiği ağırlığı görebiliyoruz.Figür, kübist
bir yaklaşımla çözümlenmiş, ışık-gölge değerleri ışığın geliş yönüne
göre yerleştirilmiştir.Bu resimde tıpkı sanatçının bazı resimlerinde de olduğu
gibi boyayı yüzeye indirgeyerek kullandığını görüyoruz.Öyle ki kimi yerlerde
sanatçı kullandığı yüzeyi de bu sayede resme dahil etmiştir.Bu tablosunda da tıpkı ‘Çıplak’ isimli tablosunda
olduğu gibi analogüs yani nüans renklerle armoni sağlamıştır. Yani kromatik dairede
yan yana düşen renklerden yaralanılmıştır.Kullanılan sarı-turuncular ve yeşiller
gibi...Böylelikle yan yana gelen bu analogüs yani nüans renkler birbirlerinin kuvvetini kırarak
olduğundan zayıf görünmektedirler.Böylece sanatçı yine asıl isteği olan tabloda
desen vurgusunu sağlamıştır.
(Resim 206)
Zeki Kocamemi’nin Ağaçlı Yol isimli bu tablosu
ise diğerlerinden biraz farklıdır.Büyük alanlarda renk lekelerinin açık koyu
değerlerle araştırıldığını görüyoruz Sanki sanatçı burda desen ya da biçimden
çok rengi ve lekeyi ön plana çıkarmış gibidir.Bu tablosunda daha ekspresif bir
üslup kullandığını görüyoruz.
(Resim 207)
Yine
aynı sanatçıya ait olan bir diğer tablo da ‘Tabureli Saksı’ isimli tablodur. Bu
tabloda da yine kontrast renk armonisi hakimdir. Tabloda ton lokali turuncudur ve bu renk
kontrastı mavi renkle tamamlanmıştır.Arka planda kullanılan yeşille kontrast armoninin bütünlüğü
sağlanmıştır. Bu tabloda sanatçının daha realist bir üslup kullandığını
görüyoruz.Işığın geliş konumuna göre ışık oyunlarına yer verilmiştir.Diğer
resimlerine göre her ne kadar daha realist bir üslupla çalışmış olsa da yine de resim sanatçının üslubundan
tamamiyle yoksun değildir,bundan dolayı da bu resmi için tam anlamıyla akademik bir
çalışma olduğu yorumunu yapamıyoruz.
(Resim 208)
Hale Asaf’ a ait ‘İsmail Hakkı Oygar’ın
Portresi’ şematik anlatımla yapılmış olan bir portredir .Hale Asaf, Matisse’in
ilkelerini benimseyerek kullanmış olan bir sanatçımızdır.Matisse ışık-gölge
geriliminin yarattığı etkiyi kontrast renkleri kullanarak yaratmayı
başarmıştır.Hale Asaf da renklerin kontrast kullanımını, biçimlerin ayrıntıya
girilmeden verilmesini,
az renk kullanımını bu tablosunda da uygulamıştır.
(Resim 209)
Mahmut Cuda’ya ait olan bu resmin adı’Torslu
Natürmort’tur.Bu sanatçımız daha çok doğaya bağlılığından dolayı yaptığı
natürmortlarla tanınmıştır.Bu resimde sanatçının realist bir üslup
kullandığını söyleyebiliyoruz.Tablonun desen anlamında sağlam bir altyapısı
vardır.Kontrast renklerle yapılan düzenleme tablonun renk armonisinin de kontrast
bütünlüğünü oluşturmuştur.Resimdeki objelerin modülasyonu ya da arka plandaki mavinin valörleri resme zenginlik
katmıştır.
(Resim 210)
Edip Hakkı Köseoğlu’ na ait olan bu resmin ismi
‘Bursa’dan Görünü’dür.Sanatçı yağlıboyalarında resmin sadece plastik
yanıyla değil hikayesiyle de ilgilenmiştir. Bundan dolayı bazı çevrelerce onun
sanatı ‘illüstrasyon’ niteliği taşıyan resimler olarak değerlendirilmiştir.Bu
resminde sanatçının çok yumuşak bir etki yarattığını görüyoruz.Bunun nedeni
sanatçının renkleri saf renkler olarak kullanmayıp beyazla açmış olmasından
kaynaklanmaktadır.
Nötr özelliğe sahip beyazın tablonun genelinde büyük bir paya sahip olmasıyla oluşan açık tondaki büyük leke görünüşteki sakinliği yaratarak renk şiddetini azaltmıştır.
(Resim 211)
Aynı ressama ait olan bu tablonun adı ‘Seyhan
Nehrinde Mandalar’dır.Bu resimdeki etki de hemen hemen sanatçının diğer resminde
yarattığı etkiyle aynıdır.Renkler yine beyazla karıştırılarak şiddetleri
azaltılmak suretiyle kullanılmıştır.Sanatçının boya kullanımı yüzeye
indirgenmiş yer yer tuvalin beyazından yaralanılmış bir teknik özelliği göstermektedir.
(Resim 212)
Turgut Zaim’e ait olan bu tablonun adı ‘Orta
Oyunu’dur.Bu sanatçımızın genelde konuları yerel konulardır.Resimlerinde konuları
işleyişi minyatür sanatını çağrıştırmaktadır.Bu özellikleriyle Müstakil
ressamlardan tamamiyle ayrılır.Figürlerinde tek bir tip kullanmıştır. Resimlerinde
kullandığı bu tek tip figürler genç yaşta ölen karısının yüzünü
çağrıştırmaktadır.Bu resmi çok gelişmiş bir minyatür olarak
yorumlayabiliriz.Genel anlamda bu resimde sanatçının naif bir üslup kullandığını görebiliyoruz.
(Resim 213)
Aynı sanatçıya ait olan bu tablonun adı
ise;’Cami Şadırvanı’dır.Kullanılan figürlerdeki yüzler yine bütün
resimlerindeki figürlerin yüzleriyle aynı özelliği göstermektedir.
(Resim 214)
Turgut
Zaim’e ait olan bir diğer tablonun adı da ‘Halı Dokuyanlar’dır.Aynı yüz
ifadesini bu tabloda da görmek mümkündür.Ön plan arka plan ilişkisinde resmin
derinliği pek de vurgulanmamıştır.Desen anlamında daha çok naif bir yaklaşımı
görüyoruz.
Müstakiller yaklaşık on yıl kadar varlıklarını sürdürmüşler,daha sonra dağılmışlardır. Pek çok konuda ortak yanları bulunmasa da bu grubun bir diğer özelliği de mensubu olan sanatçılarından bazılarının çok genç yaşta kaybedilmiş olmasıdır.Belki de varlıklarını çok fazla sürdürememelerinin bir diğer sebebinin de bu olduğu düşünülebilir...
Müstakiller dağıldıktan sonra bazı sanatçıların varlıklarını ileriki yıllarda da sürdürdüklerine tanık oluyoruz.
*
(1)Günümüz Türk Resim Sanatı, Syf.24 Ayla Ersoy Bilim Sanat Galerisi*
(2)Türkiye’de Sanat Dergisi, Sayı:35 Syf:32*
(3)Thema Larousse, Milliyet Yayınları, 1994, İstanbul, Sayı:6 Syf:343*
(4)Günümüz Türk Resim Sanatı, Bilim Sanat Galerisi, 1998 Syf:25*(5)çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi Cilt:2 Tiglat Basımevi,Nurullah Berk-Adnan Turani Syf:74