İSTANBUL ÇEVRESİ RESSAMLARI

İstanbul hem bir imge olarak hem de çağdaş resmimize katkılarından dolayı önemli bşir kentimiz olmuş ve olmaya devam etmektedir. O’nın içinde veya dışında yaşansın hep cezbeden ve özlenen bir yanı kabul edilen bir gerçektir. Bu belki İstanbul’un doğa zenginliğinden belki de kendine özgü bir çekiciliğinden kaynaklanıyor olabilir.

Şimdi biz kentin resim sanatı üzerinde oluşturduğu etkiyi inceleyeceğiz ; İstanbul ile resim sanatı arasındaki ilişki de , Hoca Ali Rıza kuşağı ile başlayan Semt veya yöre ressamlığı 1930’larda yerin,i anlatım anlayışına bırakmıştır. Ancak İstanbul peyzajının izlenimci duyarlılığın etkisindeki – gelenekselleşmiş anlatım – biçimi – varlığını yakın tarihimize kadar sürdürmüştür. İzlenimcilik anlayışı ile çalışan sanatçıları iki gruba ayırmak gereklidir. Bir bölümü kişilik ve kendi uslup kaygılarını arka plana atacak denli izlenimci duyarlılığa sahip sanatçılar ; Hikmet Onat , Afife Ecevit , Nazlı Ecevirtt , Saime Belir , Bedia Taran , Yşar Çallı , Sabiha Bozcalı , Melahat Ekinci gibi sanatçılar. Diğee grup olarak adlandırdığımız izlenmciliği daha özgürce kullanmayı tercih eden sanatçılar ; Eren Eyüpoğlu , Hamit Görele , Saim Nizyazi Resnelioğlu , M. Turgut Tokad , İlhami Demirci , Cevat Dereli , Ali ve Ivon Korsan , Şeref Akdik , Seyfi Toray , Ziya Keseroğlu , Numan ve Nermin Pura , Mehmet Yücetürk , Zahir Güvenli , Fahri Arkhunlar , Zeki Kral (Res: 560 Boğazolan – 561 Naturmort) , Orhan Ersoy ( Res: 533534 Naturmort) ,İhsan Şardum , Ahmet Uzelli , Ediiip Hakkı Köseoğlu , Nihat Akyunak’ı sayabiliriz.

1940’lara gelince resim sanatı Yeniler grubu ve Liman Ressamları ile kent gerçeğine bilinçli bir dönüş yapmıştır. Bugün köy ve kent gerçeğine ilişkin resim yapan genç kuşak bunların devamı gibidir. 1940’larda daha çok toplumcu bir sanat anlayışı söz konusudur. Bu dönem sanatçıları çalışan insanı gözlemledikleri ve yaşadıkları çevreyi abartmadan olduğu gibi yansıtma eğilimi içindedirler Sonradan gelişen toplumcu sanatçı kuşaklarda bunu benimsemişlerdir. Bu anlayış ve dönem içine alabildiğimiz sanatçılarda ; Mahmut Cuda, Ayetullah Sümer (nesnel gerçekçiliği çizgi vurgusuyla bütünleştiren) Nimetullah Gerassim (kimi resimleri)

Bu akımın devamı gibi olan , Nur Koçak (Res: 589 Kırmızı ve Siyah) , Zekai Ormancı (Res: 571 Görüntü) , Yusuf Toktak (Res: 547 Gizleme) , Neveser Aksoy (Res: 558 Göreme)

Nevbahar Aksoy (Res :557 Çarşıda) , Güngör Taner , Neşet Günal , Aydın Ayan (Res : 525 Tuğralı Nü – Res : 532 Bir Memleketin Simgesel Portresi) , Nedret Sekban , Neşe Erdok (Res: 526 Sokak Satıcıları) , Gürol Sözen (Res : 521 ikili) , İbrahim Örs (Res : 549 Çantalı) , Seyyit Bozdoğan (Res : 587 Kazı) , İrfan Ertel , Özdemir Altan’ın sonraki resimleri

Topluımsal anlayışın İstanbul dışına kaydığı dönemi de bu grup içine alırsak , Agop Arad , Seniye Fenmen , İbrahim Balaban , Ali Demir , Ramis Aydın (Res : 530’aBir Anadolu Köyü) , Sefer Öztürk , Faruk Cimok , Orhan Taylan , Cihat Aral (Res :529 Ana) , Gökhan Anlağan (Res: 579 Portre ve Işık) ve Güner Ener’i sayabiliriz.

1950’lerde bireycilik artık kendini yoğun bir biçimde göstermiştir. Bu dönem de gerçeklikten derece derece uzaklaşmak veya gerçekliğe dolaylı yollardan yaklaşarak , Özgün benzensiz bir resim dili yakalama isteyen sanatçılarımızın benimsediği bir anlatım biçimi oluşmuştur. İstanbul peyzajı artık , özgün yorum inceliklerine konu olabildiği ölçüde resme dahil edilmiştir. Ve görüntülerin arkasındaki kültür değerleri , sanat mirası , birer düşünce kavramı olarak görsel biçimlere dönüştürülmüştür. Simgeci fantastik veya şiirsel Gerçekçi bir anlatım ön plandadır. Bunun öncüleri de Avni Lifij ve Cevat Dereli’dir. Bu döneme dahil edebileceğimiz diğer ressamlarımızda; Mümtaz Yener (Res : 535 Eminönü Meydanı) , Leyla Gamsız (Res : 542 Akvaryum) , Mustafa Aytaç , Dinçer Erimez (Res : 555 Unutulmuş Çiçekler – Res : 556 Osmanlı Yemişleri – Res . 568 Umut Çeşmesi) , Devrim Erbil (Res : 543 Kuşlu Ağaç), Gündüz Gölünü (Res : 527 Eski Yazılı Natürmort) , Şadan Bezeyiş , Hulusi Mercan , Süleyman Velioğlu , Rasin Arsebük , Alattin Aksoy (Res : 522-a a Bir Karınca Götürür Hakka Beni) , Mehmet Güleryüz (Res: 522 b Yataktaki Kedi) Ergin İnan (Res : 550 Portre – 554 Kompozisyon) , İsmail Türemen (Res : 569 Tutku) Naci İslimyeli (Res : 570 Lodosçu) , Burhan Uygur (Res : 539 Çalgıcılar – Res : 540 Kafesteki Kuş) , Köksal Önem , Burhan Temel (Res : 580 Peyzaj) , Jale Nejdet Erzen , Kemal İskender , Muzaffer Akyol , Nejat Soyer , Ulun Zaimoğlu , Birol Kutadgu , Tayfun Erdoğmuş sayabiliriz. 1950’lerde doğmuş olan şiirsel anlatım biçimi 1960’larda kendini daha da çok göstermiş ve yerleşmiştir artık. Bu akımın diğer sanatçılarıda ;Salih Acar (Res : 552 Kuş Kompozisyonu) Nejdet Kalay (Res : 559 Siste Kayıklar) , Tülin Öztürk (Res : 586 Kompozisyon) , Jakİhmalyan , Gül Derman , Kristin Saleri (Res :548 Kucak Dolusu Çiçek) , Teoman Südor (Res : 582 Bilmece) Gülseren Südor)Res : 572 Fantastik) , Erol Kınalı , Can Göknil , Habib Gerez , Gülsun Erbil , Sabiha Erengönül , Mustafa Ata , Canan Çoker , Cihat Özegmen , Hüsamettin Koçan (Res : 574 Yaşamdan) , Türkan Rodar , Kadri Özayten (Res :520 Eskici) , Kainat Pojank (Res : 576 Kompozisyon) , Tomur Atagök (Res : 584 Yasak Tanrıça) , Birim Bozok , Tangül Akakıncı , Yusuf Katipoğlu , Muhsin Kurt , Oktay Anılanmert , Tülay Tura , Aylin Örek (Res . 538 Dün ve Bugün)’dir.

1960’larda somut kavramlara şiddetle yönelmiş olan sanatçılarımız soyut çözümlemelerde pek ısrarlı olmamasına rağmen , somut kavramları soyut düzeyde ele alma , görüntünün kendinden çok görsel anlam ve değerine yönelik çabalar göstermişlerdi. Soyut akımın ilk atılımlarını Sabri Berkel ve Zeki Faik İzer gerçekleştirmiştir. Bu dönemde soyut anlayışa iki yöntemle yaklaşım söz konusu idi.

Geleneksel sanatımızın soyut kavramlarından yola çıkıp anıtsal şema düzenlemeleri veya görüntüden derece derece uzaklaşarak belli çözümleme yolu seçiliyordu. Tabii bu düşünceyi aşan veya geride olanlarda vardı. Bu dönemin anlayışı ile resim yapan sanatçılarımız ; Ercüment Kalmık , Adnan Çoker (Res : 541 Siyah simetri) , Ömer Uluç , Erol Eti (Res : 573 Soyut) Hasan Kavruk , Kadri Ata , Altan Gürman , Tamer Akakıncı , Ünsal Toker , Reşat Atalık , Cevat Demir , İnel Dilber , Selma Ayasbeyoğlu , Şükrü Aysan , Aynur Aytaç (Res : 585 Dönüş) , Tülin Serpen (Res: 575 Kompozisyon) , Şerefnur Ayiter , Altan Tuncay Belli aşamalardaki soyutçu eğilimleri temsil ederler.

1960’lardan sonra yaygın olarak kendini gösteren naif sanat eğilimi de bir bölüm sanatçımızı etkilemiştir. Bu etkilemeyi iki şekilde ayırmak daha doğru olur ; katışıksız naif olgu ve içinde naif değerler taşıyan olarak . Batı etkisindeki resim sanatımızın içerisinde naif olguyu taşıyan sanatçılarımız , Cevat Dereli Bedri Rahmi Eyüpoğlu , Mustafa Esirkuş (erken dönem resimleri) ve 1950 lerden sonraki sanatçılarımızı sayabiliriz.

Katışıksız Naif Olguyu kullanan sanatçılarımız ise ; İbrahim Balaban (Res . 522 a Yürüyen Analar – Res : 564 Köroğlu – Res : 565 Kına Gecesi – Res : 581 Yürüyen Piyade Erleri), Agop Arad (Res: 536 Karpuzcu) , Filiz Başaran Özayten (Res : 578 Yorgancı) , Berna Türemen (Res : 537 Ankara Hatırası) ve Fatma Eye’yi sayabiliriz.