‘‘10’LAR’ GRUBU’’, ‘YENİ DAL GRUBU’, ‘SİYAH KALEM GRUBU’*

Türkiye’ de 1946 yılında çok partili döneme geçiş ile her alanda kimi zaman olumsuz, kimi zaman olumlu bir takım değişiklerin görülmeye başlandığı bilinmektedir.İşte böyle bir ortamın , yani Türkiye’ nin sosyal , ekonomik ve siyasal hayatının hızla geliştiği bir dönemin,1950 ‘ lerin ve sonrasının birer yaklaşımıdır bu üç grup.Çok partili döneme geçişle birlikte varolan ilk hükümet geleneksel değerlerin vurgulanmasını, bir başka deyişle içimize, özümüze yönelişi bir politika olarak uygulama konusunda kararlıydı.Çağdaş Türk sanatının oluşum evrelerinde ’D grubu’ ile sanatçıların sanatsal üsluplarının batıya yöneldiğini, ancak sonrasında 1941’ de kurulan ‘Yeniler grubu’ ile bu yönelişlerin rotasını başka bir arayışa çevirdiğini bilmekteyiz.Yenileri oluşturan sanatçılar D grubunun batıya olan yakınlığına bir tepki olarak birleşmişlerdi....Bu üç grubunda bir anlamda Yeniler grubunun düşüncelerinin uzantılarını taşıdığını söylemek sanıyorum ki yanlış olmayacaktır.Türk resim sanatının bu öze dönme anlayışı ile birlikte o dönemin aydınlarının yoğun tartışmalar içine girdiği bilinmektedir.Artık, Türk resminin taklit anlayışından kurtulması gerektiği özünde birleşen bu tartışmalarla evrensellik,yerellik, çağdaş resim, batı resmi, Türk resmi gibi kavramlar sorgulanmaya başlanmıştır.

10' LAR GRUBU

10’ lar grubunun kuruluş tarihi 1947 yılına rastlar.Bu grubun elemanları Bedri Rahmi Eyüboğlunun atölyesinin öğrencileridir.Nedim Günsur, Mehmet Pesen, Osman Oral, Orhan Peker, Mustafa Esirkuş, Turan Erol, Fitret Otyam, İhsan İncesu, Leyla ve Hulusi Saptürk, Fahrünissa Sönmez ve İvy Stengali bu grubun elemanlarıdırlar.Grubun 1955 yılına kadar resim sanatında güçlü bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Bedri Rahmi ve öğrencileri Türk Resmini kendi özümüze ait olan halılardan, minyatürlerden işlemelerden ve Türk motiflerinden oluşturmamız gerektiğimi savunmuş, bu amaç altında yoğun bir şekilde çalışmışlardır.1946 ‘ da akademi salonlarında ilk sergilerini açtıktan sonra yoğun bir kitle tarafından desteklenmişlerdir.Çok geçmeden bir çok genç sanatçının grubun etkinliklerinde rol aldıkları görülmüştür.10 ‘ lar grubunu ve bu grubu oluşturan sanatçıları , kendi resimleri üzerinde tartışarak yorumlamamız bu grubu tanımamızda daha etkin olacaktır diye düşünüyorum:

RESİM 400;Nedim Günsür ‘a ait olan bu tablonun adı ‘Göç’.Nedim Günsür un tıpkı bu tablosunda olduğu gibi yöresel ve geleneksel konuları seçmesinde Leger ve Bedri Rahmi’ nin öğrencisi olması büyük bir rol oynamaktadır.Tablo büyük bir üst bölüm ve küçük bir altbölüm şeklinde planlanmıştır.üst alandaki açık lekenin içine alt alandaki koyu lekenin karışması suretiyle resimde bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır.Issız bir alanda elindeki bohçalarla yolan düşen bu kalabalıkla Nedim Günsür’ün konuya olan duyarlığı vurgulamaya çalıştığını hissedebiliyoruz.Konu sanatçıyı Türk resminde toplumsal gerçekçiler dediğimiz bir alanda anmaya çağırırken figür ifadelerinden naif yaklaşımını hemen fark edebiliyoruz.

RESİM 401:Nedim Günsür’e ait bu tablonun adı Eski Sokak.İlk planda mekan ve figürler arasındaki kopukluk dikkatimizi çekiyor.Bu kopukluğun nedeni belki onun üçüncü boyutu fazla önemsemeyen tavrından kaynaklanmaktadır ya da figürlerdeki naif ve bezemeci tavrından. Tablo yine konusunu aramızdan bir yerden eski bir sokaktan almıştır.Figürlerdeki narinlik ve incelik belki de onun naifliğinin ve samimiyetinin birer göstergesidir.

RESİM 402:Yine aynı sanatçıya ait bu detay balıkçı kahvesi isimli tablosundan alınmıştır. Bu detaydan ve diğer tablolarından da anlaşıldığı gibi sanatçı toplumun her kesiminden ve her yaştan insanı resmetmiştir.Bu detayda da yine sanatçının samimi yaklaşımını ilk bakışta sezinleyebiliyoruz.Ağaçtaki bezemeci tavrı ya da figürlerdeki incelen ifadesi yine onun geleneksel kaynaklardan yola çıkarak oluşturduğu bireysel sanat biçiminin birer imzası niteliğindedir.

RESİM 403:Gelin ve kağnılar isimli bu tablo Mehmet Pesen ‘ e aittir.Tablodaki istiflemeci tavır hemen ilk bakışta dikkatimizi çeken bir özellik oluyor.Figürlerdeki ve ağaçlardaki ardıllıkla oluşturulan kompozisyon onun minyatüre olan eğiliminden kaynaklanmaktadır.Kurgunun şematik oluşu ve iki boyutluluğu onun minyatür sempatisinin bir vurgusu gibidir.Alt sıradaki figür dizisi tıpkı bir kenar işlemesi gibi tablonun alt kenarı boyunca devam ettirilmiştir.

RESİM 404:Nedim Günsür ‘ e ait bu tablonun adı köylü ailesidir.Oldukça yalın bir şekilde resmedilen figürlerde desensel açıdan gerçekliği aramak sanatçının tavrını düşününce yanlış olacaktır.Köylü kadının elleri ifade etmek istediğimin sözsüz bir ifadesidir.Resimde ön plandaki figürlerle arka plandaki köy görünümünden bahsedebiliyoruz.Arka plandaki evler neredeyse serpiştirilmiş şekilde tepeyi bezemişlerdir.Yüzlerdeki ifade ile konunun duygusallığı vurgulanmaktadır.


RESİM 405:Bolu’dan Görünüm isimli bu tablo Osman Oral ‘a aittir.Kompozisyonda alt plandaki istiflenmiş evlerin görünümünün üst planda yer alan gökyüzünün durgun ifadesi ile nefes alması sağlanmıştır.Geometrik bir alt yapı ve keskin konturlar kullanılan resim yine konu açısından yöreseldir.


RESİM 406:Osman Oral ‘ a ait bu diğer tablonun adı Karadeniz Ereğlisinden dir.Yataylarla bölünerek planlanan tabloda yine günlük yaşantımıza ait bir görüntü resmedilmiştir.Tablonun üst kenarını kaplayan koyu leke resmin leke dengesi açısından tamamlanmasını sağlamaktadır.Figürler gerçekçi ifade edilmiştir.

RESİM 407:Aynı sanatçıya ait bu tablonun adı Alaplı sahilidir.Açık değerlerin hakim olduğu bu tabloda sanatçı yine gerçekçi bir anlatım içersindedir.


RESİM 408:Güvercin isimli bu tablo Orhan Peker ‘ e aittir.Sanatçının lekesel ve lirik bir duyarlılıkla resmettiği resimlerinden biri olan bu tablo onun sanat anlayışını anlamak için bir örnektir. Bu tablosunda olduğu gibi diğer tablolarında da 10 ‘ lar grubundan biraz daha farklı bir tavır içersindedir.Grubun ortak tavrı olan motif duyarlılığındansa lekeci ve soyuta kaçan bir ifadesi vardır.Yine de
hiç bir zaman soyut çalışmamış olmasına karşın ışığı lekeyi ve dokuyu birleştirerek soyut ve somutu birleştirmeyi başarmıştır. Bedri Rahmi nın yanı sıra Oscar Kokoschka nın da yanında çalışmıştır.

RESİM 409:Mustafa Esirkuş a ait olan bu tablonun adı Folklor dür. Konu olarak yine geleneksel bir konuyla sanatçı karşımıza çıkar . Figürlerdeki özgünlük tabloda hemen ilk planda gözümüze çarpan bir özelliktir. Kompozisyon neredeyse tablonun kenar sınırları üzerine düşünülerek kurulmuş gibidir, figürler sınırları zorlamakta ve hatta tuvalin dışında bir yerlerde o horonun devam ettiği izlenimini vermektedirler.

RESİM 410:Mehmet Pesen ‘e ait bu tablonun adı köye gelen gelindir.Yukarıda da bahsettiğimiz gibi minyatüre olan sempatisi bu tablosuna hemen ilk bakışta sezilmektedir.Tabloda büyük renk lekelerinin yanı sıra yine kenarları izleyen bir figür kafilesini görüyoruz.Tıpkı minyatürde olduğu gibi (olay örgüsünde önem sırasına göre öncelik verilmesi gibi )burada da gelin ve alayı onu karşılayanlar vs. konuda en önemli olanlar olduğu hemen ön plana resmedilmişlerdir.Resim ağaçların tepelerin ve figürlerin tekrarı üzerine kurulu gibidir.

RESİM 411:Yine aynı sanatçıya ait olan bu tablonun adı Kastamonu dur.Bu tablosunun şematik ve simetrik bir düzenleme üzerine kurulmuş olduğunu görüyoruz.Yer yer varolan motiflerde küçük ama ayrıntıcı bir işçilik söz konusudur.Bu tablo sanatçının genel üslubuna tamamen uygun bir şekilde minyatüre göndermede bulunmaktadır.

RESİM 412:Aynı sanatçıya ait bu tablonun adı gelindir.Tablo tam ortasından yatay bir çizgiyle ikiye bölünmüş alt plandaki figürler iki ayrı yay üzerinde toplanmışlardır.Sanatçının şematik ve tekrarcı anlatımı bu tabloda yine karşımıza çıkmaktadır.

RESİM 413: Aynı sanatçıya ait bu tablonun adı da yine gelindir.Bu tablosunda sanatçının bezemeci ve süslemeci tavrı diğer tablolarına göre daha ön plana çıkmıştır.Tablonun neredeyse yüzeyini kaplayan motif ve figürlerde kendine has deformasyon anlayışını görebiliyoruz.

RESİM 414:Ağaç isimli bu tablo Turan Erol ‘ a aittir. Pastel tonları kullanımıyla tanınan Erol ‘un bu tablosunda lekesel bir anlatım söz konusudur. Geniş fırça darbeleri ile resmedilen ağaç neredeyse tablonun yüzeyini kaplamaktadır.Geniş fırça darbeleri ile çalışıyor olması aynı zamanda resme hoş bir devinim de katmaktadır.Koyu lekelerin büyük yer kapladığı resmin alt planında kullanılan açık lekelerle resmin dengesi sağlanmıştır.

RESİM 415:Turan Erol’ a ait bu diğer resmin adı Bodrumdan’ dır.Resimde açık ve koyu değerlerin oldukça sağlam bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Üst üste gelen açık ve koyu değerler tablo içersinde hoş bir uyum yaratmaktadırlar.Beyazın ustaca kullanılıyor olması bu ve diğer bir çok tablosunda sanatçının ön plana çıkan özelliklerinden birisidir.

RESİM 416:Aynı sanatçıya ait bu tablonun adı’Ağa璒tır.Farklı kompozisyonu yine beyazın ustaca kullanılmış olması ilk planda dikkatimizi çeken özelliklerdir.Fırça darbelerindeki rahatlık, geniş lekelerle çalışmasına rağmen resimdeki dokuların hissedilebilir olması resme ayrı bir güzellik katmaktadır.

RESİM 417:Fitret Otyam ‘a ait bu tablonun adı Hatıra ‘dır. Konturdan çok yüzeyin renk lekeleri ile ifade edildiğini görüyoruz.Yüzlerdeki ifade bana bir an için Matisse’in portrelerini anımsatıyor,ancak tablo bana her ne kadar bu anımsatmada bulunuyor ise de konu yine tamamiyle grubun ortak görüşü doğrultusunda seçilmiştir. Figürlerin gerçekçi anlatımdan uzak belki biraz da naif bir anlatımla ifade edilmiş olduğunu görebiliyoruz.

RESİM 418:Balık pazarı isimli bu tablo İhsan İncesu ya ait bir tablodur.Tabloya şöyle genel olarak baktığımız zaman bizde uyandırdığı ilk izlenim bir illüstrasyon resim olma özelliği taşımasındadır.Sanatçı grubun ortak amacını belli bir takım resim sanatı prensiplerinden önde tutmuş gibi gözükmektedir.Günlük yaşamdan alınan bu sahnede açık bir şekilde öykünme vardır.İzleyici resmin görsel etkisinden çok büyük bir olasılıkla hikayesine takılıp kalmaktadır.


‘YENİ DAL GRUBU’

İbrahim Balaban, İhsan ve Kemal İncesu, Avni Mehmetoğlu, Marta Tözge ve heykeltraş Vahi İncesu bu grubun oluşturduğu elemanlardır.Grup 1959 yılında -D grubuna bir tepki olarak kurulmuş olan – Yeniler grubunun bir devamı niteliği taşımaktadır.Grup elemanlarının resimleri sergiledikleri dönemde sakıncalı bulunmuş ve bundan dolayı kendilerini savunmak durumunda kalmışlardır.Grup üyelerinden İbrahim Balaban naif resim anlayışı ile grubun dağılmasından sonraki zamanlarda resim sanatımız içersinde varlığını sürdürmeye devam eden sanatçılarımızdan birisi olmuştur.Grup üyelerinin 1963’ ten sonra dağıldıkları bilinmektedir.

RESİM 419: Bodrumdan isimli bu tablo Turan Erol ‘a aittir.Tablonun yatay planlaması üzerinde oldukça başarılı bir leke dağılımı görülmektedir. Sanatçının yine her zaman alışageldiğimiz mavileri ve beyazları büyük alanlarda kullanmak suretiyle başarılı bir kompozisyon kurmuş olduğunu görüyoruz.Açık koyu değerlerin başarılı dağılımı , mavi ve beyazın dinginliği ile bu resim sanatçının başarılı resimlerinden birisidir.

RESİM 420:Buradakiler isimli bu tablo İbrahim Balaban ‘a ait bir tablodur.Sanatçının resmini farklı kılan onun tamamen kendine özgü olan resim anlayışından kaynaklanmaktadır.Bu tablosunda sanatçının açık koyu değerleri dilediğince içinden geldiğince resme yerleştirdiğini görüyoruz.Resim arka plan üzerine yerleştirilmiş iki figürün sade ve yalın anlatımını ifade etmektedir. Figürlerinde anatomik açıdan bir kaygı taşımadığını hissedebiliyoruz.Yine de sanatçının böylesine, herhangi bir endişe duymadan yaptığı resimler izleyici üzerine samimi bir havanın etkisini yansıtmayı başarmaktadırlar.

RESİM 421:Göçte Konaklayanlar isimli bu tablo yine aynı sanatçıya aittir.100x150 cm. boyutunda olan resim sanatçının genel olarak tuvalleri için seçtiği boyutlar hakkında bize bir fikir vermektedir ( yine de sanatçının resim yaşamı boyunca irili ufaklı bir çok resim yaptığı bilinmektedir).Resimdeki figürlerin samimi ve sıcak bir ifadesi vardır. Konaklayanlar temasını oluşturan bu figürler tıpkı yazmalarda olduğu gibi merkezden başlayarak dışa doğru bir açılım izlemektedirler.İstiflenmiş olan bu figür topluluğu yine sanatçının özgün resim anlayışının bir ifadesidir.

RESİM 422:Tarlada oynayan çocuklar isimli bu tablo yine aynı sanatçıya aittir.Süslemeci ve özgün bir ifadesi ile sanatçının naif duyarlılığı yine bu resimde görülebilmektedir.Arka plandaki dokular neredeyse dekoratif diyebileceğimiz bir resim anlayışı tadındadır.Figürlerindeki gerçekçilikten uzak tavrı bu çocuk temasının işlendiği resimde bize çocuk resimlerini anımsatmaktadır.

RESİM 423:Yine aynı sanatçıya ait bu tablonun adı:Mavili Göç ‘tür. Dairesel formlardan yararlanılarak deforme edilen bu figürler yüzlerindeki ifadeyle sanki göçe ait duygulara öykünmektedirler.Yine burada sanatçının kaygısız biçim ve renk ifadesi ile karşılaşmaktayız.


YENİDAL GRUBU SERGİSİ OLAYI *

 

Ressam İbrahim Balaban, İhsan İncesu, Kemal İncesu, Avni Memedoğlu, Marta Tözge ve heykeltraş Vahi İncesu 27 Mayıs'ın getirdiği hava içinde, 1961 Nisan'ında İstanbul'da bir sergi açtılar.

Sanatçılar yanılmışlardı: özgürlük hemen öyle verilmiyordu insana.

Sanatçılar tutuklandılar, yapıtları toplattırıldı. Tutukluluk Balmumcu'da geçti: 50 gün (Oysa aynı gurup 1959'da da bir sergi açmıştı ama o zaman bir şey olmamıştı). Sıkıyönetim mahkemesinde, bilirkişiler, savcılar, yargıçlar resimlere uzun uzun baktılar: "Acaba suç bunun neresinde?" Emniyet ve savcılık resimlerde çok kötü şeyler görmüşlerdi, bilirkişiler pek bir şey anlayamamışlardı, yargıçlar ise bu sanat yapıtlarını yalnızca sanat yapıtı olarak gördüler ve beraat kararı verdiler. Yıl: Milâttan Sonra 1961.

Şimdi okuyacağımız "iddianâme" yeryüzü düşünce ve sanat tarihinde gerçekten bir belge'dir.

T.C.
İSTANBUL ÖRFÎ İDARE KUMANDANLIĞI
BÖLGE ADLÎ ÂMİRLİĞİ
BALMUMCU

AD : 961/260      18 Temmuz 1961
Esas : 961/260
Karar : 961

SUÇ :

1- Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmek, veya sosyal bir sınıfı ortadan kaldırmak için propaganda yapmak 2- Halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinde bulunmak.

SANIKLAR :

1- MARTA TÖZGE-Françonşak kızı, 1921 Varşova doğumlu, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikasında ressam, Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun, Beykoz Kavakdere caddesi, Dumansız Sokak no. 7'de mukim.

2- KEMAL İNCESU-Abdülmecit oğlu, 1339 yılında İzmir, Bayındır'da doğma, İlâncılık Kollektif Şirketinde ressam, Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun, Eyüp Nişancılar Zahireci Sokak 9 numarada mukim.

3- İHSAN İNCESU-Abdülmecit oğlu, İzmir, Bayındır, 1341 doğumlu, Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, ressam, İlancılık Kollektif Şirketinde ücretli.

4- VAHİ İNCESU-Abdülmecit oğlu, 1930 İzmir, Bayındır doğumlu, Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, heykeltraş, Eyüp Nişancılar Zahireci sokak, no 9'da mukim.

5- AVNİ MEMEDOĞLU-Mehmet oğlu, 1340 Erzurum doğumlu, Aşkale kazası Taşağıl köyünden, Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, ressam, Belediye İmar Müdürlüğünde çalışır, Fatih Horhor caddesi, Kırma Tulumba Sokak no. 8/3'de mukim.

6- İBRAHİM BALABAN-Hasan oğlu, 1921 Bursa doğumlu, Bursa'nın Seç köyünden, çiftçi ve ressam.

Yukarıda hüviyetleri ve kendilerine isnat edilen suçların mahiyetleri yazılı olan sanıklar hakkında yapılan hazırlık tahkikatı sonunda:

Sanıkların İstanbul Belediyesi Şehir Galerisinde 1961 yılı Nisan ayında müştereken açtıkları resim sergisinde teşhir etmiş oldukları muhtelif resimler Emniyet makamlarınca mahiyetleri calibi dikkat görülerek zabıt tanzim edilmiş ve savcılığa yapılan müracaat sonunda İstanbul 9'uncu Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile tablolar zabtedilmiş ve İstanbul 2'nci Sulh Ceza Hâkimliğince tâyin edilen bilirkişiler vermiş oldukları raporda:

Yukarıda adları geçen ressamların vücuda getirdikleri resimler hakikaten menşei Sovyet Rusya'da olan sosyal realizm cereyanının esaslarına uygundur. Resimde sosyal realizm cereyanını Fransa'da temsil eden komünist sanatkârlar dahi aynı şekilde ve istikamette resim yapmaktadırlar. Teşhir edilen resimler ile Fransa'da komünistlerin yaptıkları resimler arasında dikkate şayan benzerlikler vardır.

Bununla beraber teşhir edilen resimlerin arz edilen cereyana mutabık olması dolayısıyle komünist propagandası yapıldığını kati olarak ifade edebilmek de mümkün değildir; zira mevzuubahis istikametteki resimlerin, komünist propagandası maksadı ile yapılıp yapılmadığını tâyin için bunu yapanların maksatlarına nüfuz etmek lâzım gelir. Bir sanatkârın herhangi bir propaganda gayret ve maksadı dışında işçi köylü sefaletini eserine mevzu ittihaz etmesi, sınıf tezatlarını tasvir eylemesi mümkün ve caizdir. Sefaletin sanatta mevzu teşkil edemeyeceği tarzında bir neticeye sevk edecek mütalaaların verilmesi elbette mümkün olmaz. Binnetice çeşitli suretlerde tefsire müsait mahiyet arzeden tetkik konumuz resimleri, sırf komünist propagandası şeklinde telâkki edebilmek mümkün gözükmez.

Yukarıda arz olunduğu üzere sosyal realizm cereyanına mutabık mahiyet arz eden bu resimlerin teşhiri bazı mütefekkirler üzerinde gayrı müsait tesirler yaratabilir. Sanat ve estetik bakımından ise teşhirlerinde bir faydaya intizar edilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur.) demişlerdir.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü takibat talep ettiği yazılarında:

Marta Tözge'nin yağlıboya olarak yapmış olduğu tablolar sınıf farkını ve bunların istismarını göstermek bakımından calibi dikkattir.

Kemal ve İhsan İncesu'nun karakalemle yapmış oldukları resim ve tablolar, köylü ve işçi sınıfının durumunu ve istismarını göstermesi bakımından önemlidir.

Avni Memedoğlu'nun harb aleyhtarlığı ve ebedi sulhu tasvir eden tabloları calibi dikkattir.

İbrahim Balaban'ın yine bu mevzularla işlenmiş tabloları komünizm propagandası havi olarak görülmüştür denmektedir.

Bu durum muvacehesinde sanıklara ait tabloların teker teker incelenmesi sonunda:

1- Marta Tözge: 5 ve 8 numaralı resimleri calibi dikkat görülmüştür. 5 numaralı resmin sınıf farklarını işaret ettiği, ezilen sınıfla bu sınıfı istismar eden zenginler sınıfını tebarüz ettirmek istediği ve sanatkârların bu hüznü dile getirmeğe çalıştıklarını ifade ettiği ve bir ümidin (ihtilâlin) çıkmak üzere olduğunu belirtmeğe çalıştığı, bütün bu halleriyle resmin sosyal bir sınıfı ortadan kaldırmak amacını güttüğü kanaati hasıl olmuştur.

Sanığın bu hareketi T.C.K.'nun 142/1 ve 4 fıkralarına uygun mütalaa edilmiştir.

8 numaralı resmin harb aleyhtarlığını temsil ettiği ve batı blokunu harb kundakçılığı ile itham ettiği, Sovyet propagandasına tamamen uygun olduğu mütalaa edilmiştir. Bu resim sanığın siyasî hüviyetini ortaya koyması bakımından dikkate değer görülmüştür.

Bu sanığın 6 ve 7 numaralı resimlerinde dikkate değer bir husus görülememiştir.

2- Kemal İncesu: Bu sanığa ait müsadere edilmiş veya fotoğrafı alınmış bir resim bulunmamakla beraber kendi ifadesine göre teşhir etmiş olduğu tablolardan birinde 27 Mayıs ihtilâlini anlatmak istediği, bu maksat için bir askerin bir tarafında köylü diğer tarafında işçiyi ve askerin arkasında bir meşale ile içinde 28 Nisan kelimelerini gösterdiği anlaşılmakta ise de 27 Mayıs hareketinin ve 28 Nisan ayaklanmasının köylü ve işçi ile bir alâkası bulunmaması, bu hareketin doğrudan doğruya üniversite talebeleri ile basının ve ordunun el ele vermiş olmasından doğmuş hareketler olması karşısında sanığın iddiası yerinde görülmemiş, kendisinin bir tablosu ile 28 Nisanı arkada bırakarak bundan sonra buna benzer bir hareketin köylü ve işçiden geleceğini ima etmek suretiyle ihtilâli yani işçi sınıfının hâkimiyetini kurmak için yapacağı hareketi kastettiği, şu haliyle T.C.K.'nun 142/1-4 fıkralarına uygun mütalaa edilmiştir.

3- İhsan İncesu: Bu sanık 2 numaralı tablosu ile köylünün hareketini, yani rejimi devirmek için ayaklanmasını, 13 numaralı resmi ile işçinin, Karl Marks'ın tabiriyle zincirlerini kırması, 12 numaralı resmi ile Sovyet propagandasına uygun olarak işçilerin silâhları yoketmesini (komünizme göre silâhlar kapitalizmin müdafaa vasıtalarıdır), 11 numaralı resmi ile sözde barışseverliği canlandırmış olmaktadır, 14, 15 numaralı resimleri de bu mahiyettedir.

Bu resimlerin heyet-i umumiyesi nazarı dikkate alındığında sanığın hüviyeti ortaya çıktığı gibi 2, 12, 13 numaralı resimleri komünizmi övücü mahiyet arzettiği görülmektedir. Hareketi T.C.K.'nun 142/1-4 fıkralarına uygun mütalaa edilmiştir.

4- Vahi İncesu: Bu sanığın bir resminin fotoğrafı mevcuttur. Bu resim elinde güvercin tutan bir köylü kızını göstermekte ise de bu resimden bir mâna çıkarmak mümkün olmamıştır.1 Delilleri takdir yetkisi mahkemeye aittir.

5- Avni Memedoğlu: Bu sanığın 9 numarayı taşıyan tablosu halkı askerlik hizmetinden soğutucu mahiyette görülmüştür. Hareketi T.C.K.nun 155'inci maddesine uygun düştüğü gibi örfi idare kanununun 6'ncı maddesi icabı Askerî Ceza Kanununun 96. maddesinin 2 nci fıkrasına da uygun mütalaa edilmiştir.

6- İbrahim Balaban: Bu sanık da 10 numarayı taşıyan tablosu ile 28 Nisan talebe hareketini temsil ettiğini ifade etmiş ise de iki polisin yakaladığı şahsın talebeye benzer bir tarafı görülememiştir. Sanık ressamın bu resmi ile memleketimizde işçiye hak ve hürriyet verilmediğini, polisin yakalayıp götürdüğünü, ancak polisin yani dolayısı ile rejimin (komünistlere göre memleketimizdeki idarî bir polis rejimidir) ayağının kaymakta olduğunu, ergeç yıkılacağını ve işçinin üzerinde bulunduğu zemini yıkmak üzere olduğunu ifade etmek istediği kanaati hasıl olmuştur. Öndeki polisle ortadaki beyaz gömlekli gencin kol hareketleri bir mengeneye benzemektedir. Ortadaki gencin talebe olduğuna delâlet eden en ufak bir emare mevcut değildir. Bu bakımdan sanığın bu yoldaki iddiası yerinde görülmemiştir. Sanığın bu tablosu ile işçi sınıfının hareketini yani ayaklanmasını kasdettiğini, bu itibarla T.C.K.'nun 142/1-4 fıkralarına uygun bulunduğu mütalaa edilmiştir.

Fotoğrafı alınmış olan Mustafa Aslıer'e ait resimlerde suç konusu görülmemiştir.

Yukarıda izah edilen sebeplerden ötürü sanıkların müsnet suçlardan muhakemelerinin icrası ile hareketlerine uyan kanun maddeleri gereğince tecziyelerini talep ve iddia ederim. 234-260'dan alındı.
 Yusuf Alpmansu
Tuğgeneral
Örfî İdare Bölge K.
Adlî Amir
 

* : Bu bölümdeki yazılar, Memedoğlu'nun arşivi ile Dr. Çetin Yetkin, Siyasal İktidar Sanata Karşı, Bilgi Yayınevi, 1970, s. 234-260'dan alındı.


‘SİYAH KALEM’ grubu

Grup 1961 yılında sekiz ressamın bir araya gelmesi ile kurulmuştur. Grubun kurucu üyeleri İsmail Altınok, Selma Arel, Cemal Bingöl, Lütfü Günay, İhsan Cemal Karaburçak, Asuman Kılıç, Ayşe Sılay ve Solmaz Tugaç ‘tır.Gruba bu ismi Cemal Bingöl vermiştir ve bu isim onun tarafından sadece Türk resmine bir saygı belirtisi olması amacıyla verilmiştir.

Bu grubun üyelerinin Avusturyalı ressam Franz Luby ile iletişim halinde oldukları ve bu ressam aracılığı ile Avusturya’da bir sergi düzenleyerek basından olumlu eleştiriler aldıkları bilinmektedir.Grubun bir araya gelmiş olmaları dışında resimsel anlamda çok sıkı bağları bulunmamaktadır.Nitekim 1965 yılında bir sergi sonrası grubun dağılmasının sebebi belki de bundan dolayıdır.

RESİM 424:Burdur’ da bir sokak isimli bu tablo İsmail Altınok ‘ a aittir.Bu peyzajın yapısal anlamda sağlam bir temele sahip olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim sanatçının sanat yaşamı içersinde paralel gelen dikliklerin oluşturduğu ritmik parçalanmalara resimlerinde sıklıkla başvurduğu bilinmektedir.Bu resminde sanatçının lirik bir anlatıma sahip olduğunu söyleyebiliriz.Sanatçı açık lekelerin hakim olduğu bir düzenlemeye başvurmuştur.

RESİM 425:Ankara oteli isimli bu tablo İhsan Cemal Karaburçak ‘aittir.Resmin genel yapısı çizgisel bir anlatım üzerine kuruludur.Lekeden çok resim daha çok konturcu bir yaklaşımın eseri gibidir. Sanatçının kendine özgü bir anlatımı olduğunu söyleyebiliriz.

RESİM 426:Marmara’dan isimli bu tablo yine aynı sanatçıya aittir. Bu tabloda da sanatçının çizgiye dayanan duru ifadesini görüyoruz.

RESİM 427:Harman isimli bu tablo İbrahim Balaban a aittir.Bu tablodan da sanatçının genel tavrını çıkarabiliyoruz.Resim yüzeyinde dokusal bir düzenlemenin yanı sıra , figürün sanatçı tarafından kendi içinden geldiği gibi deforme edildiğini görmekteyiz. Sanatçı rengi figürün ona gösterdiği yol üzerinde kaygısızca kullanmaktadır , aynı tavrını resimlerindeki açık koyu lekelerin dağılımında da görmekteyiz.Ellerin ve ayakların anıtsal nitelikte büyümüş olduğunu görüyoruz.


*Bu çalışmam sırasında oldukça yararlandığım kaynakların isimleri aşağıdadır:

*Ayla Ersoy ‘Günümüz Türk Resim Sanatı’ Bilim Sanat Galerisi 1998

*Thema Larousse Ansiklopedisi Cilt 6, syf:364, 1993-94

*Türkiye’de Sanat Dergisi sayı 35 syf:32

*Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi, Cilt 2 Tiglat Basımevi, Nurullah Berk-Adnan Turani